Temmuz Ayında Okuduklarım ve Kitap önerilerim

        Aslında  covid-19 günlerinde ve pandemi'nin ilk aylarında evlerimize kapanmıştık. Bu süreçte çoğumuz ertelediğimiz şeylere yönelmeye çalıştık. Görünüm de çokça vaktimiz varmış gibi olsa da gerçekte yorulan ve yıpranın psikolojimiz bizi yine tembelliklere ve hiç bir şey yapmadan ekran başlarında vakit geçirmemize sebep oldu. Bende yoğun iş temposunun azalmasıyla okumadığım ,okumayı ertelediğim kitaplarıma vakit ayırdım. Temmuz ayında okuduklarımı sizlerle paylaşmak istedim.
Öncelikle öykünün tanımını yapalım ''gerçek ya da tasarlanmış olayları ilgiyi çekecek bir biçimde anlatan, genellikle beş on sayfadan oluşan düz yazı türü''  .Yazı türlerinde öykünün de tabi ki fanatikleri var ve bir o kadar da bu türe uzak olan insanlar var. Eğer batı edebiyatında Amerikan -İngiliz yazarları seviyorsanız ve öykü okumaktan hoşlanıyorsanız mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Her şeyden önce muhteşem bir derleme olmuş.Tabi ki unutmamak lazım çeviriler çok önemlidir ,çoğu kitap kötü çeviriler yüzünden okunmayacak dereceye gelebiliyor. Onun için çoğu okur için yazar ne kadar önemliyse çevirmende bir o kadar önemlidir. Kitabı hazırlayıp çeviren de Celal Üster olunca rahatlıkla alıp okuyabilirsiniz.Kendi naçizane önerim ise kitaptaki ikinci öykü olan ve Wasthington Irving'in kaleminden çıkan  ''Alman öğrencinin başından geçen'' en iyi bulduğum öykü oldu

Yer altı edebiyatı denilen bir türün en iyi yazarlarından biri olarak gösteriliyor Hakan Günday. Kendisinin bir röportajını izlemiştim Youtube üzerinden ve çok güzel olan bir cümlesi vardı '' Her yazar aslında ayrı bir tür''.Ben bu sözü çok mantıklı buluyorum ve bende Hakan Günday'ı sadece yer altı edebiyatı diye sınırlandırmak istemiyorum çünkü okuduğum diğer bir kaç eserinde de bariz bir şekilde gördüğüm Hakan Günday başlı başına  farklı bir roman türü.Yazarın klasikleşen uçlarda gezintisi ,bence en çok dikkat çeken ve okuyucuyu etkisi altına alan özelliği. Anlatım tarzı da tabi ki çok önemli çoğu karakterin kendi içsel yolculuğu ve buna yazarın kattığı yorumlar ve bilgiler insanı direk etkisi altına alıyor. Özellikle de uç yaşantıları bu kadar doğal ve kabul edilebilirlikle  sunması yazarın neden en çok okunan yazarlardan biri olduğunu gösteriyor. Kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum ve her hangi bir eseriyle başlayabilirsiniz okumaya illaki piç olacak diye bir şey yok. Zaten bir eserini okursanız diğerlerini almanız içten bile değil. 
'' Piçin davranış ve tercihlerini sadece bir başka piç kabul edilebilir olarak değerlendirir ve NEDEN? diye sormaz.NEDEN sorusu piçliği yok eder''
Aslında başladığım için bitirdiğim bir eser oldu. Çok sevdiğimi söyleyemem. Daha çok Nedim Gürselin kendi maceralarından esinlendiğini düşünüyorum.
   George Orwell Hayvan çiftliği ve 1984 ile sınırlandırmak bence yazara yapabileceğimiz en büyük haksızlık bana göre.Tabi ki diğer iki esere göre giriş bölümü biraz yavaş ilerliyor fakat  ''George Bowling'' karakterini çok seveceksiniz.  Orwell'in kendine ait bir mizah anlayışı var .Açıkçası Orwell mizahını seviyorum.Eserde savaş öncesi İngiltere de olacaksınız ve gerilim atmosferini bazen sizde yaşayacaksınız. Aslında George Orwell'in bariz bir şekilde her türlü ideoloji ve savaşla mücadelesini çoğu eserinde görebilirsiniz. Benim okuduğum 4. eseri oldu .Yazarın ölümsüz olduğunu günümüzde bile geçerliliği olan eserlerinden anlıyoruz.Mutlaka okuyun ve George Bowlingle keyifli balık tutmalar diliyorum.
Çoğumuzun günümüzde sonu bir böcek gibi ölmek olmuyor mu?.Burada ironi yapmak istemiyorum, gerçek günümüzde çok net bir şekilde değil mi?. Dünya sadece bir kaç yüz milyon tuzu kurudan oluşmuyor. 7 Milyar Açlıkla ,savaşlarla, terörle ve hastalıklarla mücadele ediyor. Çoğunun payına ise bir köşede verdiği mücadeleden sonra böcek gibi ölmek düşüyor. Kitaba dönecek olursak zaten Kafkanın yazarlığını tartışacak değiliz. Yazarın burada böcek metaforunu kullanmasını çok sevdim.Hepimiz toplumdan uzaklaştığımız da ya da farklı bir şeyler yaptığımız da küçük veya büyük damgalar yemiyormuyuz? Ya da dışlanmıyor muyuz? Mutlaka okuyun bu eseri sayfa sayısı az ama anlattıkları ile bir dolu eser.
Bazı kitaplar vardır eline rastgele geçer ya da rastgele alırsın .Bilinçli bir şekilde ulaşamazsın kitaba ve yazara. Italo Svevo ile tanışmam da benim böyle oldu.Şans eseri iyi ki de almışım dediğim bir eser oldu.Kitap yaklaşık bir senedir okuyacaklarımın arasında beni bekliyordu. Okumak ise 2020 Temmuzda gerçekleşti. Öncelikle Neyyire Gül Işık çok güzel çevirisi için teşekkür etmek istiyorum.Kitabımızın kahramanı Zenoyla beraber içsel ve geçmişe dönük bir yolculuğa çıkıyoruz eserde. Zenoya çoğu zaman sinir oluyorsunuz ,çoğu zaman da gülüyorsunuz. Kitapla birlikte aslında birinci dünya savaşı öncesi İtalya'ya da bir göz atmış oluyorsunuz. Zeno aslında sigarayı bırakmak isteyen sıradan bir adam .7 bölümden oluşan kitabı bence okumalısınız sonu ise çok hoşunuza gidecek eminim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Uçurumun Işığında Yeni Bir Şair

Amerika'da Mavi Bir yaşam

Adalet nedir ? Adalet nerededir ?