Empatiden İkiyüzlülüğe

 İnsan düşünen bir canlıdır. Bence günümüz de ise , hızlı düşünen ani karar veren, zarar vermeyi seven ve sonrasında pişmanlıkla daha çok zarar veren  canlıdır.Bir kere açık bir şekilde hepimiz görüyoruz ki sadece anlık duygular yaşayan ve bunu hemen paylaşma gereksinimi duyan , ruhsuz ve empati yeteneğini kaybeden canlılar haline eviriliyoruz.

Empati veya eş duyum, bir başkasının duygularını, içinde bulunduğu durum ya da davranışlarındaki motivasyonu anlamak ve içselleştirmek demektir. Kendi duygularını başka nesnelere yansıtmak anlamında da kullanılır (Wikipedia).Dünya sizce de empati yeteneğini günden güne kaybetmiyor mu? Gerçeklere bakarsak dünyada nesli tükenen hayvanlar gibi hızlıca empati yeteneğimiz kayboluyor. Neden ararsak bunun için birçok neden bulabiliriz. Tabi ki de en büyük günah keçimiz Teknoloji olur.



Klasik bir söyleyiş olacak fakat dünya ve biz de dahil ‘’Teknolojiyi’’ kullanmayı öğrenemedik. 1910 ve 60 arası dünya cidden büyük badireler atlattı, iki büyük savaş ve katliamlar gördü. İnsanlık kendini aslında yok etmek için o yıllar arası çok büyük çaba sarf etti. Kendini yok edemeyen insanlar ,yok olanları görünce bir den gerçek mi ,yoksa sahtemi bilinmez ama çok iyi bir empati yeteneğine bürünmeye başladı. Özellikle bunu batı ülkelerinde (Gelişmiş ülkeler) çok fazla gördük. Bunun sebebi tabi ki savaş yorgunu insanlar ve aşırı militarizmden yorulan batı. Bu empati yeteneği batıya bir den gelmedi. Bu tarz şeylerin birden olmasını beklemek saçma ve akılsızca olur. Kabul etsek de etmesek de batının büyük bir birikmiş kültürü ve sanatı var. Bunu Rönesans dönemine ve kendi karanlık çağını çok iyi okumasına bağlamak akıllıca bir yol olur. Bütün bunları yaşayan batıda, doğal olarak  empati yeteneği büyük bir oranda gelişti .60’lardan sonra ise bu empati yeteneği patlama yaşayarak  daha insancıl ,daha duyarlı ,doğa ve yaşamı korumaya yönelik oldu. Koskoca kıtaları sömüren küçük batı devletleri halkında ki bu yeni akımlar karşısında ne mi yaptı? Tabi ki de empatiyi de sermayeye çevirdi ve bunu da ihraç etmeye kalkıştı.



Bir şeyi pazarlamak istiyorsanız 60 sonrası dünya için bunun en iyi yolu sanatsal aktivitelerin içine karışmaktır.Bunu nasıl yapabilirdiniz? Sinema ,müzik,televizyon ve radyo dünyasını elinizde bulundurarak. Böylelikle kendi dünyalarından insanları uzaklaştırıp,  farklı dünyalara yöneltmek daha kolay oldu. Gerektiği kadarı gösterilen insanlar, kendi toplumlarını çok büyük görüp duygudaşlık da tavan yaptıklarını sandılar. Oysa ki sömürdükleri ülkelerde daha çok acı, açlık ve insancıl olmayan eylemler arttı. Medya gizledikçe halk empatisini daha yoğun yaşadığını hissetti. Zaman ilerledikçe daha çok empati yapmak isteyen batılı insanlar yardım organizasyonu sayılarını artırdılar. Halbu ki hepimiz biliyoruz ki elimizdekini paylaşsak, tüm dünya için eşit ve adaletli şeyler ortaya çıkacak. Bunun için Show kısmında bulunmamıza gerek yok. Bu etkinliklerin sayısı artınca peki ne oldu Empatiden uzaklaştık ve Evrimine sebep olduk. 2000’lere geldiğimiz de artık empati büyük bir İkiyüzlülüğe dönüşmüştü bile. Batı bundan başarılı olmuş globalleşen dünyayla birlikte gelişmekte olan ülkeler de bu ikiyüzlülük kervanına katılmıştı.




İkiyüzlülük ağır olduğu için, biz insanlar halen ona empati demeye devam ettik. Artık TV çağı bitmişti yerini gelişen durmadan yenisi çıkan ama özelliği değişmeyen telefonlarımız, laptoplarımız ve tabletlerimiz aldı. Dünya artık sosyal medya aracılığıyla dönen bir yer oldu. Onun için ikiyüzlülüğümüzü pardon empatimizi konuşturmamız gereken yeni bir alanımız oldu. Üstelik daha öncelerde bu alanları seçilmiş kişiler kullanırken fikirlerimizi beyan edemezken, büyük Platonlar olarak sosyal medyanın dibine dibine vurmaya başladık. Ben dahil hepimiz empati yaptığımızı sanıyoruz. Hayır hiç birimiz empati yapmayı bilmiyoruz. Sabah uyanıyoruz telefonumuzu elimize alıyoruz like ve mesajlarla mutlu olurken, halen insanlar ölüyor. Duralım burada hadi hepimiz bu niye öldü ya adaletsiz dünya diye yazıp facebook ,twitter,instagram da yazalım. Sonramı likeları ve paylaşımları bekleyelim. Elimizi kolamıza atalım ya da bir oyun açalım, hatta bir çiftsek biraz sevişip orgazm yaşamanın bir kötülüğü olmaz. Zaten biraz önce tüm dünyaya göstermedik mi Empati yeteneğimizi.



                 Bu sosyal yaşamdaki empatimiz di ! Dünyaya karşı sorumluluğumuzdu. Farkında mısınız ? empati yaptıkça doğayı da yok ettik. Hayvanları, ağaçları, gölleri, ırmakları hatta dağları bile yok ettik. Eylemler yaptık, eylem yaptığımız firmanın ürünlerini kullandık! Ya çevremiz onlara daha çok empati yeteneğimiz yüksek. Ailemize, arkadaşlarımıza ve  çalıştığımız yerdeki insanlara. Günümüz deki empati yeteneğimiz o kadar yüksek ki gülümsemelerini bile insanlara çok görüyoruz. Onları mutsuz görünce ise bazen onlarla ağlıyoruz sonra evimize gidince hak etmişti o zaten diyoruz. Çünkü içerimiz de artık vicdan yok nazilerin kurduğu mahkemeler oluşuyor. Başkalarının hayatlarına müdahale etmek, onların özeline saygı duymamak ve bunu hak bilmek en büyük empati yeteneğimiz değil mi?



                    Empatinin ikiyüzlülüğe dönüştüğü dünya yine 30’lar  ve 50  öncesi dönemindeki Avrupa gibi  oldu. Bu durum eminim ki benim gibi düşünen herkesi korkutuyordur. Lütfen eğer çocuklarınız varsa önce onlara gerçek empati yapma yeteneği oluşmasını sağlayın. Rüyalara değil gerçeklere tanışmasını sağlayın. Geleceği sadece sevgi kurtarır. Vakit buldukça onlarla beraber ev içerisinde kitap okuyun, onlarla aktivite yapın. Siz gerçekten empati yaparsanız ,başkasının hayatına dokunursuz ve bu iyi bir virüs olarak yayılır.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Uçurumun Işığında Yeni Bir Şair

Amerika'da Mavi Bir yaşam

Adalet nedir ? Adalet nerededir ?