Uçurumun Işığında Yeni Bir Şair
Bugün yeni bir şairle sizleri tanıştırmak istedim sevgili Nazlı ORTA. Kendisi bir öğretmen aynı zamanda bir kitap kurdu.Bugün onunla hem yeni şiir kitabı ''Uçurumun Işığı'' hakkında hem de kendisi hakkında sohbet ettik.Öncelikle özel sorularımı bile kabul edip içtenlikle cevapladığı için kendisine çok teşekkür ediyorum.Bu ülkede bir kadın olarak bir şeyleri başarmak cidden biraz daha zor. Ön yargıları ve kendine has oluşturduğu dönemsel tabuları olan bir toplumuz. Bu benim buradaki 2. röportajım.Keyifli okumalar diliyorum size.
- Biraz kendinden ve eğitiminden bize bahseder misin?
Ben anne, öğretmen ve şairim. Kendimi tanıtma şeklim, en sevdiğim sıfatlarla olsun istediğimden böyle başlıyorum🙃 Newroz'da doğmuşum. Ondan olsa gerek, içimde hep kendi kendime baharı müjdeleyen bir şeylerin kazanıyor oluşu. 1988 Elazığ doğumlu oluşumda teferruat olarak eklenmiş olsun bakalım🤗
Benim için üniversite ilk olarak bavul hazırlama ve de başka bir şehirde kaybola bilme özgürlüğüydü. Farklı insanlar tanıma, kendi ayaklarının üzerinde durabilme uğraşı ve de öğreneceklerinle bir üst yaşama geçme hakkıydı bir de. O zaman yaştan ötürü, beklentilerim şimdi kiyle çok farklı olsa da, kazandığım an ki mutluluğumu anımsıyorum. Ve üniversite süresince içimden gelenleri doya doya yaşayabildiğimi söyleyebilirim. ( İlk yıl 11 dersin 7 sinden kalmayı saymazsak🙄). Tabi ikinci yılımdan sonra hem eğlenip hem öğrenebilmenin yolunu buldum sayılır😅
-Eşinden ayrı olduğun süreç de bir kadın olarak
zorlandın mı hayata karşı? ve kendini toparlamakta da?
Ve beklenen soru💥 Yani birlikte olmak zordur, yıkmak kolay denildi bana o süreçte hep. Bende ısrarla tersini savundum. - Ne kadar zorlandığımı bu şekilde ifade etmiş olabilirim sanırım-. İnsanlar yuva kurarken koşturur, emek verir, zaman ayırır bununla birlikte umutları vardır. Mutlu olacaklarına, sonsuz aşkı bulduklarına dair. Oysa bir şey bitmişse, ölmeye yüz tutmuştur. Kanını çektirir damarlarından, her eylem ve her söz. Tek seferde kolaylıkla yada anlık bir öfkeyle bitebilmesi zordur yani. O yüzden öncelikle bir insan olarak zorlandım ayrılırken. Sonra seven biri olarak zorlandım. Sonra da kadın olarak zorlandım ki bu bayağı vurucu darbelerle sendeledi beni. Şunu gördüm ama insanlar ayrılmaktan, yaşayacağı acılardan daha çok korkuyor. Karanlığa girerken bize oyun eden bilinçaltımız gibi. Gölgelere yüklediğimiz anlamların, soyutsuzluğunu kavrayamamaktan o da. Bir yerden sonra adım atmanın en zor olduğunu sonrasının zihninde yarattığından daha kolay olduğunu görüyorsun. Tabii işin bir de toplumsal gerçekliği var boşanmışsan ve kadınsan, attığın zekice, cesurca ve girişimci her adımın, her hayalin öncelikle psikolojik yetersizliğe sonra da kadın başına yapamazsına ve biz demiştiklere gebe oluyor. Yapıştırılan etiketleri tırnaklarınızla kazımak zorunda kalıyorsunuz ve bu da can yakıcı oluyor haliyle😑
- Ciddi anlamda bu ülkede kadın olmak zor ,bunu inkar edemez kimse! hayallerine set çekmek isteyenler olmuştur ya da seni başladığın işlerden vazgeçirmek isteyenler nasıl mücadele ettin onlarla?
Hareket ederek… Korkularımın bana set çekenlerden daha güçlü birer provakotörler olduğunu fark ettiğimden beri, mücadele ettiğim ilk şey kendi korkularım oldu. Çünkü şunu öğrendim ki, içimde var olmayan hiçbir şey dışıma yansımayacak. Yada yansısa bile ben çok umursamış olmayacağım. Tabi bu bilince gelene kadar çok düştüm, teknem çok su aldı, çaresizlikten yataklara yapıştığım anlar oldu. Sonra tüm bu zorlukları nasıl sipariş ettiğimi anladım. Kendime hep şunu derdim. Nazocum sen güçlü bir kadınsın. Düşeceksin, canın yanacak ama sen yine de kalkıp ilerleyeceksin. Güçlü olmak için, kendi gücümü görebilmek için; düşmem gerektiğine, aldığım tüm yumruklara, tüm darbelere rağmen - Adrian- diye bağırmaya, canım yansa da, gülümseyerek ilerleyebilirim demeye odaklamışım kendimi. Güçlü olma mantığım bu olduğu için de hayat bana bunlarla gelmiş. Şimdi de zorlandığım noktalar oluyor. O anda durup derin bir nefes alıyorum. Ve içimden tekrarlıyorum; güçlüsün, bunu biliyorsun, artık test etmene gerek yok, bunu görmek için zorlanmana yada düşmene gerek yok. Umut edecek, onlar için gülümseyecek ve tüm enerjinle mutlulukta sabit kalacak, hayat amacını gerçekleştirecek kadar güçlüsün, izin ver bunlar kolaylıkla olsun diyorum sevgili bilinçaltıma☺️
Bu bir karar değil aslında. Güdüsel bir şey diyebilirim ama bunun benim için vazgeçilmez bir şey olduğunu zorluklar yaşadığım süreçte anladım. Gözyaşlarımı dökme şeklim oldu kelimeler ve de mısralar. Yazdıkça boğazımdaki hıçkırıkların, hırçın dalgalarken durulduğunu gördüm. Yüzümde tuzlu oyuklar oluşturmak yerine çizgilerle yeni dünyalar var ettiğimi, tuz yerine bazen acımtırakta olsa kendi dünyamdaki şeker krallığını kurabildiğimi farkettim. Ve aralıksız olarak beş yıldır buna devam ediyorum. İlk şiir kitabım çıktı, sıradakiler içinde hazinem bayağı zengin sayılır. Sadece olgunlaşma dönemine giden yolda, ileride emeklediğimi düşüneceğim ilk eserimin tadını çıkarabilmek ve de o seviyeye ulaşabilmek adına zamanın lütfuna mazhar olma umuduyla bekliyorum sıradakiler için🙂
-Şiir çok sevilen ama benim şahsi fikrime göre günümüzde kıymeti çok fark edilmeyen edebi tür. Şiirlerini derlerken ve onu kitap haline getirirken nasıl yayınlayacağın konusunda kaygıların oldu mu ,senin gibi genç şairlere önerilerin var mı?
Evet, malesef ki öyle. Hatta bu işte tecrübeli olan kişiler ilk şiir kitabı çıkarma tavsiyesinde bulundu bana hep. Çünkü yazın dünyasında tanınmıyorsan, şiirle tanınman için mucizeden daha fazlası olmalı. Fakat içinizdeki nehir taşacaksa bırakın taşsın. Etrafına setler örmeye çalışmayın. Sonunu düşünmeyin. Hiç bilmediğiniz bir kişinin dizelerinize değebilme ihtimali varsa popülariteliği çokta dert etmiyorsunuz. Yada sadece akabilme olgunluğuna erişmişseniz o bir kişiyi bile dert etmeyebiliyorsunuz. Mesele sadece akabilmek oluyor. Var edebilmek…Yayınlama konusuna gelince, ilk kitap çıkarma isteğim hüsranla sonuçlandı tabi. Yayın evi bulma, basım aşaması, kimden destek alınabileceği meseleleri yüzünden. Sonra internet üzerinden doğrudan ve siparişe binaen yapılan basımlar, kitabımın kolaylıkla çıkarılmasını sağladı. Zor olan taraf devamlılığı sağlayabilmekte. O da bu işe gerçek anlamda yüreğinizi koymuşsanız zor gelmiyor haliyle.
- Gördüğüm kadarıyla ‘’Uçurumun
Işığı’’ çok iyi eleştiriler aldı. Maalesef bizim toplumumuz eleştiri kısmını ’’
linç’’ etmek olarak görüyor. Bir kitapta beni de diğer insanları da, eğer
içeriğini bilmiyorsak önce kapak görseli ve ismi dikkatimizi çeker. Ciddi
anlamda ilk olmasına rağmen görsel ve kitap ismi çok güzel olmuş. İçerik olarak
da baktığımız zaman ciddi anlamda şiirler de bir yaşanmışlık görüyorum ve bana
göre sende yaşadıklarından direkt beslenen bir şairsin. Kötü eleştiri yapmak
istemem ama internet ile beraber etrafta çok zorlama yazılmış şiirler var ve
sen buna çok uzaksın. Yazarken seni en
çok duygusal yönde zorlayan şiirin hangisiydi ve örnek aldığın şairler var mı?
Bu kitap benim en büyük hayallerimden biriydi ve eksiğiyle gediğiyle çıkardığımdan beri hep iyi şeyler getirdi bana. Kitabın görseli içime çok sindi çünkü elinde ışık tutan, dünya tutan bir kadın yerine göre evreni kaplayabiliyor. İsmi ise zaten belirttiğim gibi her şiirim, ruhumun bir parçası uçuruma sürüklenmişken oluştu. Bana ışık oldu, umut oldu. Bu anlamda kapağıyla, adıyla hiçbir acabam olmadı. Şiirlerimdeki yaşanmışlıkta ve kaleme aldığım anda beni en zorlayan ise oğluma bakarak en sarp uçurumlarımdan birindeyken yazdığım; Şimdi ölsem içim en çok gençliğini göremeyişime sızlar diye başlayan mısralardı. Ve kitabım çıkınca tanımadığım biri seslendirmişti bu şiiri. Dinlediğimde üzerinden geçen zamana ve de hiç tanımadığınız birinin sizi kelimelerinizden tutarak savurabilme gücü, gözlerimden akmıştı, buruk bir mutlulukla oldu demiştim, kitabımı yazma amacım buydu ve oldu. Çünkü okuyan kişi, benden çıkan dizeleri kendi yüreğinde hissedip sunabilmişti. Hissettirdiği acı mutlu etmişti beni. Tuhaf, değil mi..?
- Kitabın sonunda çok güzel bir çizim var bunun hikayesi var mı? Varsa bize anlatırmısın?
Tabikii var. Oğlumla Diyarbakır'a yeni bir hayat kurmaya gittiğimiz yıldı. Arkadaşım bizim fotoğrafımızı çekmişti,biz yürürken. Görünürde tatlı bir anne oğul fotoğrafıydı. Fakat benim içimde ezici bir etkisi olmuştu yüreğimin en derinlerine dokunan. Elinden tuttuğum o minicik parmaklarının, boyutsal olan farkımızın ve herşeye rağmen yanyana ileriye doğru ilerleyişimizin gücü sarmalamıştı beni. Bir çeşit güç ve umut ikonu olmuştu bana. Sonra o fotoğrafı ben arkadaşımdan alamadan telefonundan silindi. Çok üzüldüm. İşin en ilginç ve güzel tarafı zihnimde hâlâ duruyorken resim dövme yaptırmak istediğimi söyledim başka bir arkadaşıma. İyi bir dövmeci var mı tanıdığın, şöyle anne oğul dövmesi yapabilecek dediğimde. Kafamdakini söylemeden bana atılan örnek dövme silinen fotoğrafla neredeyse birebirdi. Bana olağanüstü gelmişti bu durum. Fotoğrafın kendisinden daha vurucu bir etkiye sahip olarak, bir çeşit işaret😇
-Son sorum Nazlı Ortanın
gelecek planlarında yeni bir şiir kitabı ya da farklı bir çalışması var mı?
Elbette. Şu anda roman yazma eylemindeyim. Uzun süreceğe
benziyor. İkinci eserim olarak roman istiyorum ancak sürece göre ısrarcı
olmayabilirim. Çünkü okurlarıma ulaşmasını sabırsızlıkla beklediğim şiirlerim
var. Yani zamana bırakıyorum şiir mi roman mı önceliği seçimini. O süreçteki
planlarımdan biri de gelişen kalemimle birlikte büyümesini temenni ettiğim
kuantum eğitmenliğim. Romanımla da kurgusal olarak paralel gitmesi gereken bir
durum çünkü diyerek minik bir spoiler vermiş olayım🤗🌈
Tekrardan röportajı kabul ettiği için kendisine çok teşekkür ediyorum.Her sorumu içtenlikle cevapladı.İlk şiir kitabı olmasına rağmen şiirleri o kadar etkileyici ki.Eminim şiir sevemeyen bu türe uzak kalanlara bile dokunacak bir çok şey var şairimizin dizeleri arasında.Kitaba ulaşmak istiyorsanız eğer yapmanız gereken sadece telefonunuza KitapYurdunu indirmek ve sipariş vermek.
''Okumak bu hayatta bize farklı dünyaların kapısını açan en güzel eylemdir.''







Tebrik ederim. Kitabı da hayırlı olsun hocamızın.
YanıtlaSilCok guzel, farklı bir röportaj olmuş ♡ Kutlarım!
YanıtlaSilSevdim 😊🖤
YanıtlaSil