Hayatımız Yalan

Yalan söylemeyi seviyoruz. Hayatın her alanında yalan söylüyoruz. Bir de sevimlileştiriyoruz bu yalanları toz pembe yalanlar, beyaz yalanlar vb. Ne kadar sevimliler demi! Kendimizi kandırmaktan başka ne yapıyoruz ? Dünyanın dönmesini fizik kurallarına değilde ,hepimizin yalan çekiş kurallarına göre mi ayarladık?


 İnsan zaten başlı başına hayatını palavraların üstüne kuran buna palavradan yazdığı tarihleri ,kültürleri ve dini mitlerinide ekleyen bir varlık.Hani derler ya yalan yalanı doğurur aynı işleyişte varlığını sürdüren , sekiz milyar olmuş bir canlı güruhu.İnanmadığımız şeyler için peki neden yalan söyleyip,peşinden ısrarla savunucuları oluyoruz? Bana göre, ilk atılan yalanı korumak için uydurulan ,diğer yalanlar doğrultusunda, onların hükümleriyle yaşam mücadelesi veriyoruz.
 Yalanları neden korur insan? Çıkar doğrultusunda toplumsal ahlaka ,yeni bir kılıf şeklinde yalanları uydurmak çok kolaydır. Zaten yalan başka kişilerinde işine geliyorsa ,destekçilerinizle birlikte bunu tabu haline bile getirmeniz işten bile olmaz. Bunu tüm kültürlerde ve tüm topluluklarda görebilirsiniz.Bunun istisnasına rastlamadım henüz! Başlangıç tarihi Dünya'nın var olmasıyla değilde, insanın düşünen bir varlık olup daha sonra genetiğine palavracılık kodu yazılmasıyla başlar. 
 Durumu birazda kendi toplumumuza indirgersek eğer , büyük bir kaosun içine düşmüş oluyoruz. Bereket tanrısının heykelinden korkan ama oğlunun sünnet derisi için her şey yapan ilkel ama modern şekerlerin janjanlı kaplamalarına sahip insanları görebiliriz.Tek bununla da kalmıyoruz yalanlar konusunda. Bu ülkede iki insanın ilk gecesi için kapıda bekleyen insanlar var. Hani marjinal bizdik diye sormuyor değilim. Absürtler topluluğu olan ülkemizde bunlar bir kültür. Şimdi şunu diyecek olanlar vardır. Kültür ve Yalan nasıl bir olabilir? Bu kültürler büyük bir yalan sonucunda oluşmuştur ve cinsel dürtülerini baskılamış insanların , farklı alanlarda bu tabularda gedikler açmasıyla varlıklarını sürdürüyorlar.. Modernlik ve Kültüre katı kurallarla bağlı olmak arasında büyük bir fark vardır. Küçük bir dekolteyi bile kaldıramıyan bir toplumda ilk geceye büyük bir merasimle girmek büyük bir kandırmacadır ve yalandır. Sizler istediğiniz kadar zihinilerinizi korumaya çalışın fakat oluşcak görüntü zihinlerde aynıdır. Bunlar sadece basit ve bilinen örneklerdi.
 Başka örneklere bakacak olursak Siyasetçileri gösterebiliriz. Neden mi? Yaptığı tüm yanlışları bilip üstüne halen destekliyorsan ve attığı yalanlara inanmış taklidi yapıyorsan ,yalan çarkının içinde dönmek istiyorsundur. Müslüman olduğunu idda eden bir ülkede yaratıcıyı kandırmanın mümkün olmadığı bir din anlayışında ,ozaman sen yaratıcını kandırmaya çalışıp cezana razı oluyorsundur. Büyük bir cezaya insan beyni asla razı olmaz. Bu durumda da ozaman kendi dinine kendin inanmıyorsun demektir. Buda kendine söylediğin büyük bir yalan olmuyor mu?
 Yalan söylemeye, konuşmaya başlar başlmaz başlıyor insanoğlu.Bu da gösteriyor ki bu bizlerin genlerine işlemiş ve değiştirilemez bir hale gelmiş. Bir günde olsa sadece kendi söylediğimiz yalanlara kendimizi inandırmıyalım. Belki de küçük adımlarla başlıyacak her şey aynı ilk yalan söylemeye başladığımız gibi...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Uçurumun Işığında Yeni Bir Şair

Amerika'da Mavi Bir yaşam

Adalet nedir ? Adalet nerededir ?