Çıkış Lütfen!

Nefes alması yasaklanan 18 yaş altı ve 65 yaş üzeri, barış denizi olan Karadenizin fokurdayan bir volkana dönüşmesi,Çin ve Amerikanın öldürücü rekabeti ,pardon ama 2000'ler bizlere hani yeni ve sadece bilimle ilgilenen bir yüzyılın kapısını açıcaktı? Biz 90'ların çocukları masumane duygularımızla buna ne kadar da çok inanmıştık.Tüm bunları yok sayıp gözümü sadece kendi coğrafyama ve yaşadığım yere odaklasam ,yine rahatlama hissi gelmiyor .Çünkü felaketlerin en büyüğü olan kültürel yozlaşmayı görüyorum .
 
 Çağımızın Kara Veba'sı haline dönüşen bir hastalıkla kocaman bir yılı geride bıraktık. Ülkemiz bu durumdan diğer ülkelere göre daha fazla etkilenenler katagorisinde.Bunun sebeplerine bir çok neden sayabiliriz. Bu sepeblerden bence en büyüğü ve sürekli alt ligleri oynama sebeplerimizden bence en büyüğü ileriyi göremeyen devlet memurlarını seçmemizden kaynaklı. Bakın özellikle bu terimi kullandım Devlet Memuru ! Bizim insanlarımız dediğim gibi kültürel yozlaşmayı çok fazla derinlemesine içselleştirdiği için Padişah , Aile büyüğü,Ev sahibi, Paşa ve daha bir çok anlamda üst kültürel titri seçtiğini zannediyor. Halbuki sadece düz ve basit bir şekilde devlet idaresini bir sonraki seçime kadar yürütecek devlet memuru seçiyordur. İşte büyük sorunda burada başlıyor. Bu bilinçsizlikle oy veren ,kendi cehennemini yaratıyor ,daha sonra da arabesk toplum reaksiyonu içinde ağlamaya ve yakınmaya başlıyor.Tekrar konumuza dönecek olursak çağımızın vebası Covid-19'dan dolayı alınacak tedbirler çok basitken ,olayı 5 bilinmeyenli denkleme dönüştüren bir hükümete karşı ,insanların yüzde 10 bile olsa destek vermesini ciddi anlamda algılayamıyorum. Çünkü bir kişi bile bir işten ölümcül düzeyde etkileniyorsa o iş başarılı değildir. Empati yeteneği olmayan bana bir şey olmazcıları ,virüsten daha tehlikeli olarak görüyorum.Kendi yaşlısına ve çocuğuna saygısı olsa zaten ,az daha sorgulamaya başlıyacak belkide kendi seçtiği hükümetin doğru adım atmasını sağlıyacaktır.Padişahım çok yasa mantığıyla bir yere varılmıyacağı , bu tarz desteklerin sıklaştığında felaketi getirdiği,azıcık bir tarih bilgisiyle bile idrak edinilebilir.
 
 Masum çocuklar,masum gençliklerini kötü bir dönemde kaybediyorlar.Dünya resmen 3.dünya savaşı ön provasını yapıyor gibi. Bir aklı selim ülke buradan çıkıpda ortayı bulmaya çalışmıyor. Bunun olmayışı ozaman gösteriyor ki ,kahve bilgileri sürekli abartılı ve yalnış değildir. Dünyayı yöneten para babalarının dişinin yeni bir kana ihtiyacı vardır. Biliyoruz ki ,her büyük savaş aynı zamanda büyük bir ticari kazanımdır. Tekstilinden, petrol-gazına,silahından ,gıda sektörüne bir çok büyük kazananı oluyor bu işin tabi sonradan bu olayların yadırganıp filme dönüşme hikayelerinide gözden kaçırmamız gerekir.Milliyetçilik Fransızların yaptığı devrimle bana göre dünyaya yaydıkları en büyük zehirdir. Olmayan soyut bir kavram için insanların ayrışması ve biribirini daha güçlü olabilmek için ezmesinden başka bir şey değildir. Bu kavram yüzünden dünya iki büyük savaşı yaşamıştır. Üçüncüsü ise kapıda beklemektedir. 


 
 Peki geçmişte gençliği yok olmuş insanların yerine, umutla milenyumu bekleyen çocuklar şimdi genç iken nasıllar? Kısa bir cevap umutsuz,işsiz ve kayıplar!!!Ülkenin ne kadar büyük bir çıkmaza girdiğini size su şekilde özetlemek istiyorum:
 Cinayet !
 Kumar siteleri!
 Sexs işçiliği!
 Taciz!
 Pedofili!
 Coin !
 Döviz!
 Enflasyon!
Bu terimler ülkemizin gerçek gündemleri.Hepsini tek tek açıklamak istemiyorum fakat size su şekilde anlatmak isterim. Kültürel olarak yozlaşmış ve eğitimde gittikçe gerileyen bir ülkede Tecavüz,taciz,pedofili ve kadın cinayetleri sayısı artar. Siz bunları istediğiniz kadar yasal olarak koruma altına da alsanız,yozlaşmış insanlar üzerinde bunları içselleştiremezsiniz. Halbuki Covid-19 günlerinde Teravih namazları için açık olan camilerde, bu konular hakkında insanları biliçlendirici vaazlar da bulunsanız devlet eliyle, bu domino etkisiyle, insanlar üzerinde olumlu etki yaratacaktır. Aksi takdirde Toplum Ahlakını kötü etkiliyor diye kaldırdığınız '' İstanbul Sözleşmesi'ni ''siyasi bir neden olduğunu savunanların tezini ,doğrulamış oluyorsunuz.(Bende tamamen siyasi bir neden olduğunu düşünüyorum).Ayrıca bir sözleşmenin kalkması için ,yerine daha iyisinin hazırlanıp yürülüğe girecek şekilde hazırlanması gerekmektedir.Daha iyisini yapmadan, elinizdeki ile bile insanlarınızı koruyamazken, kaldırmak tamamen yalnıştır.Ülkede bir çok kadın programı var. Hepsine 15 dakika ayırırsanız gün içerisinde ,ülkenin yuvarlanıp içine düştüğü gerçeği en acı şekilde göreceksiniz.Sadece insanların yozlaşmasının sebebi sosyal sorunları değil,bir de bunun ekonomik yönü var. Umutsuz işsiz gençler ve aileler ,öteki tarafta nerden geldiği belli olmayan paralarla pudra şekeri kullanan insanların lüks yaşamı. Bu paradoks içinde ki insanlar kolay yaşamın sırrını keşeftmek için ellerinde ki ,son paralarıyla Coin işlerine girmişler.Peki havanın bile vergilendirildiği ülkem bunu kaçırır mi? Hayır tabiki de ,fakirin son umududa gidici gibi gözüküyor.
 
 Karamsar olmak istemiyorum fakat ışığıda bulamıyorum. Bir çok insan gibi önümdeki ışığı bulmak en büyük isteğim. Geleceğin beni ve benim gibileri haksız çıkaracağı umutlu yarınlara diyorum.

Kitap Önerim: Bir solukta okuduğum, harika kitaplardan biriydi.İki farklı kültür arasında nefes almaya çalışan ve hiç birine tamamen ait hissetmeyen bir insanın çığlığını kulağınızda duyacaksınız .



Yorumlar

  1. Artık dile döküp sohbetlerimizin bu konuya bağlanmasından yorulduğumuz dönemde. İçimizdeki duyguları güzel ifade etmişsiniz. Elinize sağlık

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Uçurumun Işığında Yeni Bir Şair

Amerika'da Mavi Bir yaşam

Adalet nedir ? Adalet nerededir ?