Bilinçsiz Mutsuzluk

Bilinci olmayan bir Dünya da bilinçsiz insanlar arasında kayboluyoruz.Günlük sohbetler arasında kaybolurken,değişen dünyanın için de değişmeden kaldığımıza büyük bir özgüvenle inanıyoruz. Aynaya bakan körleriz! Gerçeği kabul edmekden kaçınan bir tür ''İnsan''. Kaçındığı için de yaşadığı yeri kirletiyor ya...

Okuyan ve Okumayan toplum arasında her daim büyük farklar olur. Okuyan ve okuduğunu anlayan içselleştirmeyi başarmış toplumlarda ise fark, kapanması zor bir şekilde açılır.Günümüzde bu tarz toplumlara rastlamak çok zor. Agresiflik ve mutsuz olma halinin en büyük sebeplerini ,her zaman ekonomiye bağlamak da doğru bir yöntem değil.Ruh halini kötü etkileyen ve insanı umutsuzluğa iten bir çok faktör vardır . 

Bilinçsiz bir toplum arasında ,yüksek bilince ve duyarlılığa sahip bir birey maalesef günümüzde,yanlız ve mutsuz. Konuşamayan, konuştuğunda tepki ile karşılaşan ,etrafındaki tabular arasın da kendini  Auschwitz de hisseden ,duygularını yaşayamayan ve en önemlisi kendine eş değerde bir arkadaş bulamayan bir insan , nasıl mutlu olabilir ki? Olamaz! İnsanlar dugyularını ani tatmine yönelik , adımlar peşindeler. Ani çıkar duygularının karşı taraf üzerinde yaratacağı olumsuz etkinin hiç bir vicdani yönünü düşünmezler.Çıkar üzerine döner dünya klişesi bile çok acıdır. Düzeltmeye çalışmayı bırakın ,ben bu döngünün içerisinde  var olmayayım diyen insan sayısı bile küçük bir şehiri  dolduramaz. En kötüsü ise günümüzdeki modern anne baba tarifindeki insanların ,kendi çocukları ile arasındaki ilişkinin bile günlük tatmine dönmesidir.Uzun vaadeli bir doyum yerine,anı kurtarıcı hareketler her iki tarafı yıkıma götürmektedir.Mutlu olmayı isteyeni bile mutsuz yapan neden budur.

Okumak tek başına yeterli bir eylem değildir.Kelimeler dünyadaki en büyük sihire sahiptirler.Kelimeler arasında yapılacak bir yolculuk ,ihtiyaç duyulan mutluluğu ve özgüveni verir insana ,bu özgüven ve mutluluğu paylaşmak ister insan. Günlük sohbetler beslemez insanı.Dış güzellik tek başına yeterli değildir bir insanı çekmeye. Yeterli olsaydı ,dünya da boşanma oranları azalır,insanların teknoloji ile geçirdiği saat asla sosyalleşmelerinin oranına yaklaşıp, geçemezdi.Bir birini beğeni butonu olan gören topluluk , onay almadan adım atamıyorken, bilinçli bir birey bu toplum arasın da nasıl var olma mücadelesini başarıya ulaştırabilirki. Çıkar çarkına en kutsal denilen yapı Aile bile girmişken ,ahlak ve örf ,adet diye uydurulmuş düzen arasın da ,bilinçli bir insan nasıl nefes alabilir ki?  

Bilinçli toplumdan önce kendi bilinciniz yaratmak için uğraşmak en önemlisi.Herkes kendi bilincini yarattığı vakit ,mutluluğa doğru en büyük adımı atmış olacak.Okuyup ,okuduğunu anlayan bir toplumu yaratmak da bu şekilde mümkündür.


Haftanın kitap önerisi:Jack London- Martin Eden


Film önerisi:Martin Eden  İtalyan yapımı güzel bir filmi.Mubi üzerinden filmi izleyebilirsiniz.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Uçurumun Işığında Yeni Bir Şair

Amerika'da Mavi Bir yaşam

Adalet nedir ? Adalet nerededir ?