Hedonistler Arasında

Uzun bir zaman oldu yazmayalı.Bu sürede her ne kadar tatil yapmamış olsam da ,vaktimi daha çok dizi,film,kitap ve iş dörtgenin de sürdürdüm.Bazı zamanlar çok fazla gündemi takip etmek ,özellikle de bizim yaşadığımız gibi bir ülke de insan için çok zor ve kederlendirici.Mutlu olmanın bir lüks aracı değilde nefret edilmesi için bir sebep olduğu bir ülkede...

 

 Umutsuzluk adeta 2.dünya savaşının Avrupasındaki gibi iliklerimize işledi.Çocukken filmlerde ,dizilerde ve okuduğum kitaplarda her satırında ve her dakikasında o rutubetli hava sarardı bedenimi.Fakat kitap ve film bitince biterdi o hava.Şimdi öyle mi ? Hiç bitmeyecek gibi hepimizin iliklerine işledi hasta ediyor.Yunan mitolojisinde tanrılar nasıl dualarınıza veya kurbanlarınıza ihtiyaç duyuyorsa ,günümüz de ise sanki her şey nefretten besleniyor gibi.

 

 Her yeri esir almış bir Polyannacılık etkisi görüyorum. Her hayat her yaşam değerlidir fakat bu kadar kendini özel hissetmek ve her şeyin doğru gittiğine kendini inandırmak,düşünmeyen insanların sayısının günden güne çoğaldığını gösteriyor.Mutlu olmak hepimizin hakkı fakat bunun için ortam hazırlama dan nasıl mutlu olabilir ki insan? Başkalarının üzüntüsünü ,acısını ,yoksulluğunu görmeden ,onlar yokmuşçasına üzerlerine bir hali örtüp yok saymak ! 

 

 Hedonistler arasında mutsuzluğuna gömülüyor düşünen insan.Cehalete gömülmüş bir insana ,nasıl cehaletle savaşılacağını anlatabiliriz ? Anlatılmış olsaydı zaten cehalet ortada olabilirmiydi , sanmıyorum..



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Uçurumun Işığında Yeni Bir Şair

Amerika'da Mavi Bir yaşam

Adalet nedir ? Adalet nerededir ?