Bir Fincan Milliyetçilik Lütfen!
Fakirliğin kanıksandığı, mutlu bir azınlığın çoğunluk olduğu bir güne daha merhaba. Güneş her ne kadar her zaman ki parlaklığında da doğumuş olsa da değişen hiçbir şeyin olmadığı, bol küresel ısınmalı ve mutsuz bir ülkeden selamlar diyelim.
Gündem yoksulluk,
cinayet ve hırsızlık haberleriyle yanıyor. Ekonominin kötüleşmesi demek, her ne
kadar kabul edilmese de kapitalist olan ülkelerde, insanın kötüleşmesi demek.
İnsan yaratılış gereği ,evrimi gereği diğer canlılardan ayrılır ve tarih
boyunca kendi türüne ve diğer canlılara eziyet eder.
Evet,
insan kötücüldür.
Dönelim
ülkemize! Dolar uçmuş Euro ve Sterlin artık bulunmaz Hint kumaşı olmuş güzel
mağrur vatanımızda.Covid-19 ilk çıktığı zaman , nasıl çaresini aradıysa
insanlık (halen net bir şekilde bu da çözülemedi) güzel insanlarımda yüksek
kurdan kurtulmanın çaresini arıyor. Yüksek kur, yüksek açlık demek. Dünyanın
dolar işaretiyle döndüğünü düşünürsek, Hindistan dizilerindeki uzun bakışma
sahenleri başladı diyebilirim marketlerde.
İnsanlar
acılarını ve sevinçlerini çabuk unutur oldular. Hedonist duygularla güne uyanıp,
aynı duygularla günü bitiriyorlar. Hedonist olun olmayın demedik ama açken
sadece tik-tok çekerek neyin hedonistliği bu.
Cehalet
zor be azizim…
Dövizi
dış dünya bize silah olarak kullanıyor! Peki, tüm batı, Çin’e neden kullanılmıyor?
Üstelik Asya’nın en sevilmeyen ülkelerinde biri. İnsan düşünmezse hiçbir sorunun
cevabını bulamaz. Hatta kendine soru sormaz 38 kelimelik dünyasında yaşar gider.
Bir fincan milliyetçilik, bir fincan dincilik alır ve ayaklarını uzatır. Köle
olduğunun farkına bile varmaz. Zavallı kurbağaların kaynar suda, çaresiz
kalması gibi ! Döviz bir silah peki bizde üretim var mı?
Dış
dünyaya kapandıkça, olmayan korkular yaratıldıkça, bu ülkenin düzelmesi zor.
Düşünmeyen insanlar arasında biz düşünen insanlar mücadelemize yılmadan devam
ediyoruz. Bazılarımız yolunu bulunca, ya da pes edince başka dünyalara
gidiyorlar. Bunu da Elflerin orta dünyayı terk edişine benzetiyorum. Bunun için
hiç kimseyi suçlamıyorum. Kimse cehaletin kol gezdiği bir yerde parlayan tek
ışık olarak durmak istemez. Bu cehaleti de özellikle sinek gibi düşünürsek
belli bir süre sonra etrafını saracaktır o ışığın.
Okumamış
cahil insanları yönetmek kolaydır. Kendi tarihini ve coğrafyasını bilmez bu insanlar,
bırakın da bir zahmet dünyayı bilmeyip kendilerini küçük kartonlarında
MalkoçOğlu sansınlar. İnsan bazen düşünmeden duramıyor, Alman tanklarını atla
durdurmaya çalışan Polonyalı süvarileri, kalkan bir uçağa tutunup kurtulacağını
sanan Afganları, saf bir ırk yaratmak için kendilerini yok eden Almanları ve 2
dünya savaşından da yenik çıkıp dümdüz olmuş bir ülkeyi tekrar dünya sahnesine
sokan Almanları. İşte böyle bir dünya, ya cehaletle birlikte süreniz gelince
yok olursunuz, ya da düştüğünüz cehalette aydınlanıp tekrar küllerinizden
doğarsınız…
Çok iyi
YanıtlaSil