Son 20 Yılda Azalan Gülüşümüz
Sürekli geçmişe duyulan bir özlem var. Durdurulamaz bir şekilde sürekli geçmişi özlemek, bazen suratlarda güzel bir gülümseme bıraksa da çoğu zaman insanı derinden üzüyor. Yüzyılın en büyük hastalığı haline dönüşüyor güzel ülkemin, güzide insanlarında. Belki de eskisi gibi içten gülmeyi özlüyoruzdur…
Yazılarımın
çoğunda da belirttiğim cehaletin ülkemizdeki yükselişi her kurumu, her
toplumsal sınıfı kuvvetli bir şekilde tahrip etti. Bozulan düzenin bozuk
meyveleri de, ayakta durmaya çalışan ve kendini cehalete karşı siper etmiş
insanları ziyadesiyle yıprattı. Koskoca 20 yıl boyunca büyüyen cehalet
meyvelerini iyi bir şekilde verdi. İnternetinde yaygınlaşmasıyla beraber
korkusu ve utanması olmayan bir tür ortaya çıkardı. Ortaya çıkan bu toplum
yazılı olmayan tüm insani değerleri çiğnemekle kalmadı, ayrıca kendi sahip
olduğu değerleri de yitirdi. Böyle bir dönemde yaşamaya çalışan bizler ise
tekrar güneşin doğuması için çabalıyoruz. Bu yorucu tempoda bir an olsun nefes
alabilmek için çoğu zaman kasetlerimizi geri sarıp geçmişin tozlu raflarında
kendimizi buluyoruz.
Gülmeyi
özlüyoruz…
Bu
aralar hepimizin gülmeye ihtiyacı var fakat ortam tamamen buna engel olacak bir
gündemde. Kurun hızla yükselişi bir yandan devam ederken, bir yandan kadın çocuk
ölümleri durmadan hız kesmezken, nasıl insanın suratı gülebilir ki. Geçmişte
belki de internetin yaygın olmayışı veya bu kadar çok haber olmayışından dolayı
bu haberleri duymazdık ve görmezdik. Bugün ise her sabah uyandığımızda farklı
bir kadının veya çocuğun yüzünü görüyoruz. Farkı ise son resimleri oluyor. Hem
de canice öldürülmeden önceki. Böyle bir ortamda insan hayatının bile değeri yokken,
insan nasıl da özgürce sokaklarda oynayan çocukların dönemini düşünmesin?
En
basiti devlet televizyonu olan bir kanalda, bizlerin vergisi ile ayakta duran
bir kanalda bile silahtan ve kılıçtan başka bir şey göremezsiniz. Bazen kanalın
başında Dr.Paul Joseph Goebbels’in (Nazi
Almanya’sı Propaganda bakanı) olduğunu bile düşünmeden duramıyor insan. Eski
haline bakarsak ise kanalın ‘’ Şaşıfelek Çıkmazı’’ gibi mahalle, yardımlaşma
kültürünü yansıtan , ‘’7 numara’’ gibi efsane gençlik dizileri olan bir kanaldı.
Çok güzel bir ATASÖZÜ vardır:
‘’NE EKERSEN ONU BİÇERSİN’’
İnsanlar eskiyi ve gülmeyi özlüyor. İnsanlar tekrar özgürce
kadehlerin gözüktüğü ve bundan dolayı kimsenin ölmediği, gırgır şamata
dolu ‘’ Avrupa Yakası’nı’’ ,’’Yalan Dünya’yı’’ özlüyor, insanlar siyasi
eleştirilerin bir güldürüyle verildiği ‘’ Olacak Okadar’ı ‘’ ‘’İnce İnce
Yasemince’yi’’ ve ‘’Bir Demet Tiyatro’yu’’ özlüyor. İnsanlar çok şeyi özlüyor
özellikle 20 sene içinde kaybettiklerini…
Haftanın Kitabı :
Yorumlar
Yorum Gönder