Kayıtlar

Yozlaşmak!

Resim
Dünya artık kocaman bir hapishane ve biz insanlarda maalesef bu hapishanede kafesteki Hamsterlar'dan daha az özgürüz. Yozlaşmış kültürler, sevgiden yoksun insanlar ,birbirlerine saygısı olmayan aileler ve internette mahkum kocaman bir 7 milyar. Dünya neden böyle oldu ? İlk düşünen insandan beri ,kendi türünü kontrol etmek ve yönetmek çok önemli bir konu olmuştur. Bunun en iyi yöntemi 20 yıl öncesine kadar ve halen bazı çok geri coğrafyalarda aynı olmak üzere Din ve Milliyetçiliktir. Bu iki sistemle insanları belli bir süre kontrol altında tutabilirsiniz. Bu sizin en büyük siyasetiniz ve yönetiminizi koruma şekliniz olabilir ,belirli bir süre için. Sonrası için ya geliştirmelisiniz ya da değiştirmelisiniz. Bunu çok iyi uygulayan sistematik bir şekilde çok güçlü yönetimler var. Bu yöntemle kendilerini güçlü ve ayakta tutan sistemler , kültürleri ise yozlaştırır ve çok ölümcül bir silaha çevirebilirler. Örneklerini yakın tarih ve günümüzde görebilirsiniz. İnternet aslında klasikleşen ...

Aile Kurbanı

Resim
Kısa bir aradan sonra herkese yeniden bir Merhaba. Bu aralar hem işlerimle, hem de  çok fazla oyunlara dalma sebebim ile yazamadım. Düzen içinde belli saatlerde düzensiz yaşamak çok kötü bir şeymiş onu fark ettim. Küçük aramız içinde benim dikkatimi çeken bazı konular oldu . Mesleğim gereği de herkes ile iletişimde olmamdan mıdır bilmem, ama çok fazla gözüme batan bir yanlış üzerinde bugün yazmak istedim. Toplumun bilinçsizce davranması ,adeta bir Orc sürüsü gibi Mordor'dan çıkarcasına internet kullanımının sakıncalarını görenlerden ve etkilenenlerden biri de Türkiye. Hepimiz aptal kutusu dediğimiz Televizyonlara mahkumduk daha 10 sene öncesine kadar. Coğrafya kaderdir deriz ya, evet bu kaderi iliklerine kadar kötü bir şekilde de yaşamış olan var iyi bir şekilde de yaşamış olan var. Fakat İnternet kullanımı kader değildir. İnsan oto kontrolünü sağlayabilen bir varlıktır. Ne oldu da peki bu ileri varlık ilkel çağlardan bile geriye gidecek hale geldi? Neden değiştiren, köleleştiren...

Zweig Umutsuzluğu

Resim
Yok etme arzusunu içinde barındıran insan , bu arzusuyla günden güne kendini yok etmektedir. İnsanlığın tarihten beri büyük iniş ve çıkışları olmuştur .En kötü zamanlarında bile insanlık çıkış noktasını arayıp , kurtulmayı denemiştir. Bazen en iyi şekilde en az zarar ile, bazen ise kötünün iyisi olacak şekilde. Kötü eleştiriyi seven biz insanlar, yok etme arzumuzu hayatın her yerinde kullanmaktan çekinmeyiz. İnternet olmadığı zamanlar, telefonun ceplerimizde olmadığı günler, kitaplara hemen ulaşmanın bile imkansız olduğu zamanlar daha mı Hümanisttik?  Belki de daha birleştiriciydik. Sonrası nasıl oldu kimse anlamadı ,fakat hepimiz her şey olduk işte. En kötüsü de birer atom bombası gibi patlayacağımız, yakıp yıkacağımız yerler arıyoruz.  Bu kadar büyük nefret ve sevgisizliğe karşı iyi insanlar neler yapabilir ? Günden güne azalırken üstelik bu sayı! En üzücü olaylarda bile birleşemeyen insanlar ,ne zaman birleşecekler? Bu gibi sorular artık anlamlı sorular olmuyor ,çünkü sorul...

Düşünme Düşünürsen Ölürsün

Resim
  İnsan kendini kandırabilen en büyük organizmadır dünya içerisinde. Kendine ciddi anlamda yalan söyleyebilen ve söylediği bu yalana hemen inanabilen başka bir canlı göremezsiniz Dünya da. Hadi insanı anladık da 21. Yüzyılda ülke versiyonunu ilk defa görüyoruz. Hem de kendi ülkemiz de! İnsanlık 21.yüzyılda toplu olarak, en büyük ayıplarını utanmadan işlerken, bizler ise halen tarihten ders çıkarmış taklidi yapan insanları dinliyoruz ve takip ediyoruz.   Geçmişe bakalım Hitlerin ve öncesinin insanları kandırması günümüze oranla daha kolay tabi, iletişim araçlarının ilkel yapısı ve ulaşılabilirliği sınırlıyken, insanların olan gerçeklere kör olmuşçasına bakmasını anlayabilirim. Günümüz insanını açken bile, cebindeki akıllı telefonuna tonlarca para yatırıp beynini boşaltmasını anlayamam ! Düşünmenin yasak olduğu hatta yadırgandığı bir ülke de tüm kötülüklerin serbest olması aklıma sadece,   Tolkien’nin dünyasının Mordorunu , neden kendi ülkemde 21.yüzyılda ben yaşıyorum di...

İNANIYORUM

Resim
  Zamanın birinde, zaman algısının da ötesinde, sayısız benliğimizin huzur içinde birbirine aynalık etkisi yaptığı bir boyut varmış. Her bir yansımamız, inanıyorum hitabıyla muhatapmış. Kuşkunun, çirkinliğin, kaosun, sevgisizliğin, savaşın ve de yokluğun olmadığı, saf ışıktan bir boyutmuş bu .. Tüm bu güzelliğin dengesini var etmek adına oluşan yerde ise tüm kötülükler siyahı saçaklarıyla zifiriliğe katmerliymiş. Bu iki yerin keskin ayrımı bıçak sırtı gibi olsa da, siyahlığını sorgulayan tek bir lanetlenmiş ruhun, başını göğe çevirmesiyle, merhametli bir ışık huzmesinin o ruhu aydınlatmasıyla bu iki evren birbirine karışmış. İlahi bir düzen adına her iyi, kötüyü görmüş; her kötü iyiyi tecrübe edene kadar ızdırabı tatmış durmuş. Dünya olmuş bu yeni birleşimin adı. Bazı ruhlar, göz alıcı bilge ışığıyla üzerlerine hiç toz konduramayacağı için insani bedene bürünememiş. Bunun yerine bitki olmuş, beyaz bir güvercin, mavi bir lotus, kıpkırmızı gelincik, bilge baykuş veya doğurgan bir top...

Sevgili Sevgisiz

Resim
    Eleştirmekten ve düşünmekten korkan insanlar haline geldik. Soru soramayan bir toplum nasıl ilerleyebilir? Sorulan soruları cevaplayan insanların, ağızları kapatılırsa toplum gerçekleri nasıl öğrenebilir?   Birçok soru işaretini bile içinize gömüyorsanız, nasıl özgür olduğunuzdan bahsediyorsunuz? İleri de olmak, önde olmak susmak mı, yoksa yalan olduğunu bildiğiniz şeylere inatla inanmaya mı çalışmak! Bir toplumun kültürü, örfü ve sevgisi yüksekse, neden tüm kötü olayların en ucu, o toplumda yaşansın ki? Demek oluyor ki o toplumun örfünde, kültüründe ve sevgisinde yanlış olan bir şeyler var. Bu yanlışları yüzyıldır görmek istemeyen ve üstünü örten insanlar mı, doğru insan oluyor? Günümüzün en büyük hastalığını bile kavrayamayan insanlarının, aslında daha büyük bir hastalık sahibi olduğunu düşünüyorum. Bu hastalığın adı Sevgisizlik ve Yalanlara Kendini İnandırmak.   Sevgisiz ve bencil toplumların maalesef ki kaderi hazin bir şekilde bitiyor ya da kanserli hücr...

Amerika'da Mavi Bir yaşam

Resim
Herkese merhaba bugün burada 3.Röportajımı yapmanın mutluluğunu yaşıyorum. Aslında bu kadar çok okunacağını tahmin etmiyordum blogumun. Okunma sayısı ve sizlerden gelen her türlü eleştiri beni çok mutlu ediyor. Gün geçtikçe ülkemizde yaşamak zorlaşıyor , belki de dünyada da  bazı şeyler kötüye gidiyor diye avutmak isterdim ama şuan her şeyin en kötüsünü yaşayan bizleriz sanki ! Bugün  Amerika'da yaşayan bir Türk ve Dövme sanatçısıyla her telden bir röportaj yaptık. Umarım diğer röportajlar gibi seversiniz. Kendisinden ufakça bir bahsetmeyim sorularla sizler tanıyın. Son olarak sevgili Tuğbaya röportajımı kabul ettiği için çok teşekkür ediyorum. Hayatta  her olumsuzluğa rağmen güçlü duran kadınlara bayılıyorum. -Öncelikle bizlere kendinden ve eğitiminden bahseder misin? Ben Tuba 30 yaşındayım. Fransızca öğretmenliği mezunuyum, üniversitede okurken bile o işi yapmayacağımı biliyordum. Dövme artistiyim, ayni zamanda illüstrasyon, akrilik ve karakalemle uğraşıyorum. Amerika...