Kayıtlar

Son 20 Yılda Azalan Gülüşümüz

Resim
Sürekli geçmişe duyulan bir özlem var. Durdurulamaz bir şekilde sürekli geçmişi özlemek, bazen suratlarda güzel bir gülümseme bıraksa da çoğu zaman insanı derinden üzüyor. Yüzyılın en büyük hastalığı haline dönüşüyor güzel ülkemin, güzide insanlarında. Belki de eskisi gibi içten gülmeyi özlüyoruzdur… Yazılarımın çoğunda da belirttiğim cehaletin ülkemizdeki yükselişi her kurumu, her toplumsal sınıfı kuvvetli bir şekilde tahrip etti. Bozulan düzenin bozuk meyveleri de, ayakta durmaya çalışan ve kendini cehalete karşı siper etmiş insanları ziyadesiyle yıprattı. Koskoca 20 yıl boyunca büyüyen cehalet meyvelerini iyi bir şekilde verdi. İnternetinde yaygınlaşmasıyla beraber korkusu ve utanması olmayan bir tür ortaya çıkardı. Ortaya çıkan bu toplum yazılı olmayan tüm insani değerleri çiğnemekle kalmadı, ayrıca kendi sahip olduğu değerleri de yitirdi. Böyle bir dönemde yaşamaya çalışan bizler ise tekrar güneşin doğuması için çabalıyoruz. Bu yorucu tempoda bir an olsun nefes alabilmek için ço...

Bir Fincan Milliyetçilik Lütfen!

Resim
Fakirliğin kanıksandığı, mutlu bir azınlığın çoğunluk olduğu bir güne daha merhaba. Güneş her ne kadar her zaman ki parlaklığında da doğumuş olsa da değişen hiçbir şeyin olmadığı, bol küresel ısınmalı ve mutsuz bir ülkeden selamlar diyelim. Gündem yoksulluk, cinayet ve hırsızlık haberleriyle yanıyor. Ekonominin kötüleşmesi demek, her ne kadar kabul edilmese de kapitalist olan ülkelerde, insanın kötüleşmesi demek. İnsan yaratılış gereği ,evrimi gereği diğer canlılardan ayrılır ve tarih boyunca kendi türüne ve diğer canlılara eziyet eder. Evet, insan kötücüldür. Dönelim ülkemize! Dolar uçmuş Euro ve Sterlin artık bulunmaz Hint kumaşı olmuş güzel mağrur vatanımızda.Covid-19 ilk çıktığı zaman , nasıl çaresini aradıysa insanlık (halen net bir şekilde bu da çözülemedi) güzel insanlarımda yüksek kurdan kurtulmanın çaresini arıyor. Yüksek kur, yüksek açlık demek. Dünyanın dolar işaretiyle döndüğünü düşünürsek, Hindistan dizilerindeki uzun bakışma sahenleri başladı diyebilirim marketlerde...

Dizi Çöplüğü

Resim
Toplumların kaderleri birbirlerine benzer. Benzer zamanlarda olmazsa bile farklı dönemlerde aynı olayları yaşarlar. Domino etkisi gibi gözükse de aslında bu tarihten ve olaylardan çıkarım yapamama sonucudur. Böyle durumlar da eskiden çok etkili olan televizyonun ve radyonun yerine artık sosyal medya geçti. Tabii ki de yine de Televizyonun etkisini göz ardı etmek mümkün değil.     Fakirleşen toplumlarda cinnetler, cinayetler, hırsızlıklar ve bedeni üzerinden para kazanmalar artar. Bunun en büyük temel sebebi toplum için de hızla oluşan, önlenemeyen sosyal düzey sınıfları olur. Genç nüfusun fazla olduğu bir ülke de oluşacak sosyal sınıf farkları, önlenemez bir kültürel erozyonunda başlangıcı olur. Taklit ürünler ile asla toplum gelişmez, aksine çürür. Toplumun gelişebilmesi için bir birikim gerekir. Birikimin sağlanabilmesi için ise sağlam bir altyapı.   Altyapı ağını her ne kadar sadece okullarla götürmek istese de ülkeler, bu yapının sadece bir tek ayağı okuldur...

Bilinçsiz Mutsuzluk

Resim
Bilinci olmayan bir Dünya da bilinçsiz insanlar arasında kayboluyoruz.Günlük sohbetler arasında kaybolurken,değişen dünyanın için de değişmeden kaldığımıza büyük bir özgüvenle inanıyoruz. Aynaya bakan körleriz! Gerçeği kabul edmekden kaçınan bir tür ''İnsan''. Kaçındığı için de yaşadığı yeri kirletiyor ya... Okuyan ve Okumayan toplum arasında her daim büyük farklar olur. Okuyan ve okuduğunu anlayan içselleştirmeyi başarmış toplumlarda ise fark, kapanması zor bir şekilde açılır.Günümüzde bu tarz toplumlara rastlamak çok zor. Agresiflik ve mutsuz olma halinin en büyük sebeplerini ,her zaman ekonomiye bağlamak da doğru bir yöntem değil.Ruh halini kötü etkileyen ve insanı umutsuzluğa iten bir çok faktör vardır .  Bilinçsiz bir toplum arasında ,yüksek bilince ve duyarlılığa sahip bir birey maalesef günümüzde,yanlız ve mutsuz. Konuşamayan, konuştuğunda tepki ile karşılaşan ,etrafındaki tabular arasın da kendini  Auschwitz de hisseden ,duygularını yaşayamayan ve en önemlisi ke...

Hedonistler Arasında

Resim
Uzun bir zaman oldu yazmayalı.Bu sürede her ne kadar tatil yapmamış olsam da ,vaktimi daha çok dizi,film,kitap ve iş dörtgenin de sürdürdüm.Bazı zamanlar çok fazla gündemi takip etmek ,özellikle de bizim yaşadığımız gibi bir ülke de insan için çok zor ve kederlendirici.Mutlu olmanın bir lüks aracı değilde nefret edilmesi için bir sebep olduğu bir ülkede...    Umutsuzluk adeta 2.dünya savaşının Avrupasındaki gibi iliklerimize işledi.Çocukken filmlerde ,dizilerde ve okuduğum kitaplarda her satırında ve her dakikasında o rutubetli hava sarardı bedenimi.Fakat kitap ve film bitince biterdi o hava.Şimdi öyle mi ? Hiç bitmeyecek gibi hepimizin iliklerine işledi hasta ediyor.Yunan mitolojisinde tanrılar nasıl dualarınıza veya kurbanlarınıza ihtiyaç duyuyorsa ,günümüz de ise sanki her şey nefretten besleniyor gibi.    Her yeri esir almış bir Polyannacılık etkisi görüyorum. Her hayat her yaşam değerlidir fakat bu kadar kendini özel hissetmek ve her şeyin doğru gittiğine kendin...

Kaybolan Gençlik

Resim
Bugünler de  ülkemiz  '' aman tadımız kaçmasın Alirıza bey '' ivmesini geçmiş olmakta.Artık ne tat var , ne de tuz.Koskca ülke kendi yağında kavrulmuyor ,adeta buhar oluyor.Peki ya gençler ? 90'lar da doğanların ,2000 doğumlulardan  daha çok şanslı olduklarını biraz daha net bir şekilde görüyoruz.Bir hatırlatma olarak direk olarak ,dönemin TRT dizilerini izleyebilirsiniz. Bol kılıçlı sahte milliyetçilik pompalayan tarihten uzak diziler yoktu . Objektif olarak bu ülkede tarihi bir film, dizi ve biyografik bir film çekemezsiniz.Bunu idda etmiyorum ,bir gerçeği söylüyorum. Düşünce ve konuşma özgürlüğünün olmadığı bir yer de .Cesaret edip bu işe girişseniz bile yayımlayacak bir mecra bulamazsınız.Üstüne VATAN HAİNİ linci yemeniz ,en büyük olasılık. Z kuşağı denilip üstünden geçiliyor ama hiç bakmıyorlar onun öncesi olan ve tamamen en güzel çağlarını korkunç bir dönem içerisinde geçiren artık yaşı 30 olan bir Y kuşağı var.Net bir şekilde ülkemiz de öğrenilememiş kavramla...

Sessizlik Yemini

Resim
Ruhlarımızın ve bedenlerimizin küflendiği bir günden daha merhaba sevgili dostlar.Çürümüşlük kokusu okadar yayılmışki güzel ülkemize ,umut dolu bakışlar bile ellerinden kan damlayan insanlara çevrilmiş ..İnsanlık nasıl bu konuma geldi ya da bu duruma evrildi , anlayabilmiş değilim.Türkiye'nin küçük bir özetini ister ise bir yabancı benden  '' Herkesin herşey olduğu ama aslında kimsenin bir şey olmadığı,yalnızca cehaletin güneş sanıldığı bir ülke '' diye betimleyebilirim. Bu üzücü betimlemem için çok üzgünüm fakat kendimi gerçekçilikden alıkoyamam. Ülke olarak yarına kitlenmiş durumdayız. Sedat Pekerin çekeceği yeni bir video bekliyoruz. Dedikleri doğru veya yanlış hayatımızda ne değişti , hiç düşündünüz mü? Benim gördüğüm kadarıyla hiç bir şey.Gerçekçi olmak işte burada başlıyor.Burası demokrasinin ya da bürokrasinin yaşlı olduğu bir ülke değil, burası sağlam temellere dayanmış bir anayasaya sahip bir ülke de değil. Nasıl anlayabiliriz bunu? İnsanların çok konuşmas...