Kayıtlar

Tekrardan Merhaba!

 Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba. Dolu dolu güzel aralar vermek bazen iyi olabilir fakat boş aralar vermek yıpratıcıdır. Benimki ise hem dolu hem boş diye tabir edebileceğim bir ara oldu.Yazmayı seviyorum bunun için artık elimden geldikçe kısa aralıklar yazacağım.Karamsar bir pandemi dönemini geride mi bıraktık yoksa  tekrar hortlar mı bilemiyorum.Fakat Dünyamız için karamsarlığın sebebi sadece pandemi değilmiş onu görüyoruz .Özellikle de bizim coğrafyamızda yüzyıllardır bitmeyen bir acı var. Cehalet ananın döllerinin ,sürekli gebe bıraktığı yeni acılara uyanıyoruz . Örneklerin altı çizilmişken ve sürekli tekrarlanırken,aynı örneğin içinde insanın kaybolması,inanılmaz bir şey.Bu yaşadığımız coğrafyanın tanımı bence.Herkesin kendi verebileceği o kadar çok örnek var ki! Cevap belliyken neden peki bu kadar acı ve doğrudan kaçış?  Bencillik mi ? Aşağılık kompleksi mi? Yoksa ,başkasının mutluluğundan üzüntü duyacak kadar alçaklık mı? Kin ve nefret çağımızın en büyük hasta...

Fikirler Derya

Resim
Uzun zaman sonra yeniden herkese merhaba ! Olmadığım süre zarfında altı muhabbet kuşu ve bir sevda papağanı sahiplendim ve bolca eğlenceli bir hayata merhaba demiş oldum.Açıkçası sürekli olarak yazı yazmış olmak için bir şeyler karalamak istemiyorum bloğumda. Onun için de bir konu varsa ve burda hem içimi dökmek hem de siz değerli okuycularımla paylaşmak için yazıyorum. Bugün seçtiğim konu hatta konular biraz dağınık oradan buradan seçtiklerim ve içimde tutmak istemediğim fikirlerimden oluşuyor.Netflix dizisi Pera Palas'ta Gece Yarısı ,bitip tükenmek bilmeyen zamanlar ve savaş konularında bir kaç fikir beyan etmek istiyorum. Pera Palas'ta Gece Yarısı Hazal Kaya çok beğendiğim ve takip ettiğim bir oyuncu değil. Çoğu yaptığı işide bilmem .Herkes gibi klasikleşmiş Aşk-ı Memnu dizisinden tanıyıp bildiğim bir oyuncu kendisi.Coğrafyamızın çoğunluğu gibi ön yargıları çok olan bir insanım.Örnek verecek olursam ; Türkler asla iyi Fantastik ve Bilim-Kurgu yapımı yapamazlar gibi. Gerçi bu...

Açlık Sınırı Altında Öğretmen

Resim
 Uzun zaman oldu buralara uğramayalı. Yoğun yaşam temposu, geçim derdi aynı zamanda ikinci bir işe başlamam en büyük etken oldu. Haftanın bir gününü bile kendime ayırabilmeyi, büyük bir ayrıcalık olarak hissediyorum. Sadece bir gününü bile kendine ayıramayan milyonlar arasında haftada boş bir güne sahip olmak ciddi anlamda büyük bir ayrıcalık.  Her şeyin başı eğitim. Fakat eğitim dünyası ne durumda? Hayatımız boyunca bize öğretilen kutsal mesleklerden biri olan Öğretmenlik ne durumda? Eğitim son 20 yıldır sürekli değişen ve sürekli belli bir ideolojiye çekilmek istenen bir sistemin dayatması altında. Bunun sonucu olarak her değişimle kaybedilen bir nesil, her dayatmanın sonucu olan tek tip öğretmen ve eğitici modeli ile karşı karşıya kalıyor. Bu modeller maalesef ki günlük hayattan tutun da gelecek nesilleri bile etkileyecek şekilde ülkemize zarar veriyor. Okullarda bu yüzden tek tip, teorik bir eğitim sistemiyle gidiyor. Sistem ile ilgili şikâyetleri artık en küçük yaştaki ...

Son 20 Yılda Azalan Gülüşümüz

Resim
Sürekli geçmişe duyulan bir özlem var. Durdurulamaz bir şekilde sürekli geçmişi özlemek, bazen suratlarda güzel bir gülümseme bıraksa da çoğu zaman insanı derinden üzüyor. Yüzyılın en büyük hastalığı haline dönüşüyor güzel ülkemin, güzide insanlarında. Belki de eskisi gibi içten gülmeyi özlüyoruzdur… Yazılarımın çoğunda da belirttiğim cehaletin ülkemizdeki yükselişi her kurumu, her toplumsal sınıfı kuvvetli bir şekilde tahrip etti. Bozulan düzenin bozuk meyveleri de, ayakta durmaya çalışan ve kendini cehalete karşı siper etmiş insanları ziyadesiyle yıprattı. Koskoca 20 yıl boyunca büyüyen cehalet meyvelerini iyi bir şekilde verdi. İnternetinde yaygınlaşmasıyla beraber korkusu ve utanması olmayan bir tür ortaya çıkardı. Ortaya çıkan bu toplum yazılı olmayan tüm insani değerleri çiğnemekle kalmadı, ayrıca kendi sahip olduğu değerleri de yitirdi. Böyle bir dönemde yaşamaya çalışan bizler ise tekrar güneşin doğuması için çabalıyoruz. Bu yorucu tempoda bir an olsun nefes alabilmek için ço...

Bir Fincan Milliyetçilik Lütfen!

Resim
Fakirliğin kanıksandığı, mutlu bir azınlığın çoğunluk olduğu bir güne daha merhaba. Güneş her ne kadar her zaman ki parlaklığında da doğumuş olsa da değişen hiçbir şeyin olmadığı, bol küresel ısınmalı ve mutsuz bir ülkeden selamlar diyelim. Gündem yoksulluk, cinayet ve hırsızlık haberleriyle yanıyor. Ekonominin kötüleşmesi demek, her ne kadar kabul edilmese de kapitalist olan ülkelerde, insanın kötüleşmesi demek. İnsan yaratılış gereği ,evrimi gereği diğer canlılardan ayrılır ve tarih boyunca kendi türüne ve diğer canlılara eziyet eder. Evet, insan kötücüldür. Dönelim ülkemize! Dolar uçmuş Euro ve Sterlin artık bulunmaz Hint kumaşı olmuş güzel mağrur vatanımızda.Covid-19 ilk çıktığı zaman , nasıl çaresini aradıysa insanlık (halen net bir şekilde bu da çözülemedi) güzel insanlarımda yüksek kurdan kurtulmanın çaresini arıyor. Yüksek kur, yüksek açlık demek. Dünyanın dolar işaretiyle döndüğünü düşünürsek, Hindistan dizilerindeki uzun bakışma sahenleri başladı diyebilirim marketlerde...

Dizi Çöplüğü

Resim
Toplumların kaderleri birbirlerine benzer. Benzer zamanlarda olmazsa bile farklı dönemlerde aynı olayları yaşarlar. Domino etkisi gibi gözükse de aslında bu tarihten ve olaylardan çıkarım yapamama sonucudur. Böyle durumlar da eskiden çok etkili olan televizyonun ve radyonun yerine artık sosyal medya geçti. Tabii ki de yine de Televizyonun etkisini göz ardı etmek mümkün değil.     Fakirleşen toplumlarda cinnetler, cinayetler, hırsızlıklar ve bedeni üzerinden para kazanmalar artar. Bunun en büyük temel sebebi toplum için de hızla oluşan, önlenemeyen sosyal düzey sınıfları olur. Genç nüfusun fazla olduğu bir ülke de oluşacak sosyal sınıf farkları, önlenemez bir kültürel erozyonunda başlangıcı olur. Taklit ürünler ile asla toplum gelişmez, aksine çürür. Toplumun gelişebilmesi için bir birikim gerekir. Birikimin sağlanabilmesi için ise sağlam bir altyapı.   Altyapı ağını her ne kadar sadece okullarla götürmek istese de ülkeler, bu yapının sadece bir tek ayağı okuldur...

Bilinçsiz Mutsuzluk

Resim
Bilinci olmayan bir Dünya da bilinçsiz insanlar arasında kayboluyoruz.Günlük sohbetler arasında kaybolurken,değişen dünyanın için de değişmeden kaldığımıza büyük bir özgüvenle inanıyoruz. Aynaya bakan körleriz! Gerçeği kabul edmekden kaçınan bir tür ''İnsan''. Kaçındığı için de yaşadığı yeri kirletiyor ya... Okuyan ve Okumayan toplum arasında her daim büyük farklar olur. Okuyan ve okuduğunu anlayan içselleştirmeyi başarmış toplumlarda ise fark, kapanması zor bir şekilde açılır.Günümüzde bu tarz toplumlara rastlamak çok zor. Agresiflik ve mutsuz olma halinin en büyük sebeplerini ,her zaman ekonomiye bağlamak da doğru bir yöntem değil.Ruh halini kötü etkileyen ve insanı umutsuzluğa iten bir çok faktör vardır .  Bilinçsiz bir toplum arasında ,yüksek bilince ve duyarlılığa sahip bir birey maalesef günümüzde,yanlız ve mutsuz. Konuşamayan, konuştuğunda tepki ile karşılaşan ,etrafındaki tabular arasın da kendini  Auschwitz de hisseden ,duygularını yaşayamayan ve en önemlisi ke...

Hedonistler Arasında

Resim
Uzun bir zaman oldu yazmayalı.Bu sürede her ne kadar tatil yapmamış olsam da ,vaktimi daha çok dizi,film,kitap ve iş dörtgenin de sürdürdüm.Bazı zamanlar çok fazla gündemi takip etmek ,özellikle de bizim yaşadığımız gibi bir ülke de insan için çok zor ve kederlendirici.Mutlu olmanın bir lüks aracı değilde nefret edilmesi için bir sebep olduğu bir ülkede...    Umutsuzluk adeta 2.dünya savaşının Avrupasındaki gibi iliklerimize işledi.Çocukken filmlerde ,dizilerde ve okuduğum kitaplarda her satırında ve her dakikasında o rutubetli hava sarardı bedenimi.Fakat kitap ve film bitince biterdi o hava.Şimdi öyle mi ? Hiç bitmeyecek gibi hepimizin iliklerine işledi hasta ediyor.Yunan mitolojisinde tanrılar nasıl dualarınıza veya kurbanlarınıza ihtiyaç duyuyorsa ,günümüz de ise sanki her şey nefretten besleniyor gibi.    Her yeri esir almış bir Polyannacılık etkisi görüyorum. Her hayat her yaşam değerlidir fakat bu kadar kendini özel hissetmek ve her şeyin doğru gittiğine kendin...

Kaybolan Gençlik

Resim
Bugünler de  ülkemiz  '' aman tadımız kaçmasın Alirıza bey '' ivmesini geçmiş olmakta.Artık ne tat var , ne de tuz.Koskca ülke kendi yağında kavrulmuyor ,adeta buhar oluyor.Peki ya gençler ? 90'lar da doğanların ,2000 doğumlulardan  daha çok şanslı olduklarını biraz daha net bir şekilde görüyoruz.Bir hatırlatma olarak direk olarak ,dönemin TRT dizilerini izleyebilirsiniz. Bol kılıçlı sahte milliyetçilik pompalayan tarihten uzak diziler yoktu . Objektif olarak bu ülkede tarihi bir film, dizi ve biyografik bir film çekemezsiniz.Bunu idda etmiyorum ,bir gerçeği söylüyorum. Düşünce ve konuşma özgürlüğünün olmadığı bir yer de .Cesaret edip bu işe girişseniz bile yayımlayacak bir mecra bulamazsınız.Üstüne VATAN HAİNİ linci yemeniz ,en büyük olasılık. Z kuşağı denilip üstünden geçiliyor ama hiç bakmıyorlar onun öncesi olan ve tamamen en güzel çağlarını korkunç bir dönem içerisinde geçiren artık yaşı 30 olan bir Y kuşağı var.Net bir şekilde ülkemiz de öğrenilememiş kavramla...

Sessizlik Yemini

Resim
Ruhlarımızın ve bedenlerimizin küflendiği bir günden daha merhaba sevgili dostlar.Çürümüşlük kokusu okadar yayılmışki güzel ülkemize ,umut dolu bakışlar bile ellerinden kan damlayan insanlara çevrilmiş ..İnsanlık nasıl bu konuma geldi ya da bu duruma evrildi , anlayabilmiş değilim.Türkiye'nin küçük bir özetini ister ise bir yabancı benden  '' Herkesin herşey olduğu ama aslında kimsenin bir şey olmadığı,yalnızca cehaletin güneş sanıldığı bir ülke '' diye betimleyebilirim. Bu üzücü betimlemem için çok üzgünüm fakat kendimi gerçekçilikden alıkoyamam. Ülke olarak yarına kitlenmiş durumdayız. Sedat Pekerin çekeceği yeni bir video bekliyoruz. Dedikleri doğru veya yanlış hayatımızda ne değişti , hiç düşündünüz mü? Benim gördüğüm kadarıyla hiç bir şey.Gerçekçi olmak işte burada başlıyor.Burası demokrasinin ya da bürokrasinin yaşlı olduğu bir ülke değil, burası sağlam temellere dayanmış bir anayasaya sahip bir ülke de değil. Nasıl anlayabiliriz bunu? İnsanların çok konuşmas...

İçten Çürüyoruz

Resim
Gündemin neresinden tutsan elde kaldığı nadir ülkelerden biriyiz demeyeceğim çünkü direk tek başına lideriz bu konuda.Son 10 yılını ciddi bir şekilde kabuslar evi modunda geçiren güzel ve güzide vatanımızın yaşadığı problemler ,bitmek bir tarafa katlanarak devam ediyor.Güzel insanların nefretle dolduğunu görmek kadar kederlendirci bir şey olamaz bu hayatta. Sistemin çarkları okadar güzel işliyorki. Bir kere bu çarklara direk itiraz etme hakkınız yok ! İtiraz ettiğiniz gibi üstünüze vatan haini,terrorist gibi damgalar yemeniz içten bile değil. Her gün biraz daha yere yapışıyoruz ama gıkımız çıkmıyor efendim. Çünkü kutsal olmayan bir şey yok ki ülkede. Elini neye sürsen kutsal . Hak , Hukuk, Adalet gibi kavramlar sadece ismen var.Kendilerini gören var mi? Yok !!! Gündem yanıyor  nelerle mi yanıyor?  Sedat Peker videolarıyla yanıyor,ailesini geçindiremediği için  intehar edenlerle yanıyor,her gün bir uçak dolsu insanı Covid-19'dan dolayı kaybettiği için yanıyor, dükkan vergi...

İyi Gibimsi fakat Korkunç

Resim
 Geldi ve yine çattı anlımızın tam ortasına 17 günlük karantina. İyi mi oldu ,kötü mü oldu orası malumunuz .Her şey de bölündüğü gibi , toplumu karpuz gibi ikiye bölündü tekrardan. Tabi mantık içerisinde olan bir insanın sağlık yönünden evet iyi oldu demesi lazım, fakat evinin ekmeğinin derdinde olan milyonlarca çalışan ?.. Ülke soykırım iddalarıyla çalkalanıyor,yeni bir cadı avı sanki yaşatılmak istendi fakat , aç olan toplumun ava girişecek vakti yok.Ne zaman yeşile düşman oldu bu millet ,aklım hayalim bu olayı kavrıyamıyor. Ah ah yine her hafta gündemi kötü olan canım ülkemin, kişisel haklara limon sıkmadığı bir günü olur mu? Aklıma geliyor sürekli ,iyi bir önlemle ,iyi gibimsi alınmış önlem arasında bir fark olmalı. İyi veya kötü dediğimiz bir şeyin ortası olur mu ,olmaz mı felsefesine girmeyeceğim .Fakat bu işte ya iyisinizdir, ya da kötüsünüzdür. Şu da apaçık bir şekil de netki ''Pandemi Yönetimin'' de sınıfta kaldınız.Önlem alacaksınız ,fakat bunun bir altyapısı ...

Pudra şekerinin değişimi

Resim
Değişim her yüzyılda benim gibi eskinin özlemi içerisinde olanları çok korkutmuştur, ya da kendime haksızlık et miyim. Eskinin özlemi değilde ,düzeninin değişmesini istemiyenlerde diyebiliriz.'' Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir'' sözü ,eskilerde çok hoşuma gitse de bu zamanlar da çok ta hoşuma gitmiyor.Ya ben değişen Dünyaya ayak basmaktan korkuyorum, ya da ciddi anlamda haklıyımdır.  Okumayı ,araştırmayı seven bir insanım özellikle de söz konusu tarihse.Tarihe çocukluğumdan beri olan tutkum,zaman aldıkça azalmak yerine dahada büyük bir şekilde alevlendi.Belki de bu kadar yoğun bir şekilde olan tarih sevgim yüzündendir bilinmez, bu dönemki yeniliklerin ve değişimlerin bazılarına ön yargılıyımdır.Çok sevdiğim ve yazılarımın iyi okuyucularından biri olan paristeki sevgili dostumun bana dediği gibi '' Değişim süreçleri ilk dönemlerinde çok sancılıdır''. Kesinlikle her değişim evresi beraberin de büyük sancılar getirir.  Toplumun belli bir katmanlarda...

Çıkış Lütfen!

Resim
Nefes alması yasaklanan 18 yaş altı ve 65 yaş üzeri, barış denizi olan Karadenizin fokurdayan bir volkana dönüşmesi,Çin ve Amerikanın öldürücü rekabeti ,pardon ama 2000'ler bizlere hani yeni ve sadece bilimle ilgilenen bir yüzyılın kapısını açıcaktı? Biz 90'ların çocukları masumane duygularımızla buna ne kadar da çok inanmıştık.Tüm bunları yok sayıp gözümü sadece kendi coğrafyama ve yaşadığım yere odaklasam ,yine rahatlama hissi gelmiyor .Çünkü felaketlerin en büyüğü olan kültürel yozlaşmayı görüyorum .    Çağımızın Kara Veba'sı haline dönüşen bir hastalıkla kocaman bir yılı geride bıraktık. Ülkemiz bu durumdan diğer ülkelere göre daha fazla etkilenenler katagorisinde.Bunun sebeplerine bir çok neden sayabiliriz. Bu sepeblerden bence en büyüğü ve sürekli alt ligleri oynama sebeplerimizden bence en büyüğü ileriyi göremeyen devlet memurlarını seçmemizden kaynaklı. Bakın özellikle bu terimi kullandım Devlet Memuru ! Bizim insanlarımız dediğim gibi kültürel yozlaşmayı çok fazla ...

Tekkerrürden ibaret olan İnsan

Resim
Tarih tekerrürden ibarettir bu gerçeği yaşıyarak hep öğrendik,öğreniyoruz ve öğrenmeye de devam edeceğiz. Aç gözlü bir varlık olduğumuz için aynı sorunlar için de boğulup ,kalan sağlar bizim mantığıyla devam ettiğimiz için , hiç bir zaman yenilenmiyoruz insanlık olarak. Üzücü olarak gördüğüm ise , soyu devam etsin diye üreyen toplulukların ,üretim olarak yaptığı ürüne umursamadan kaotik ve yıpranmış bir Dünya bırakması.Ürün diye bahsettim diye alınanlar varsa kusura bakmasın evinizdeki biblolara gösterdiğiniz özeni ,yarınları güzel yaşıyacak çocuklara bıraksanız dünyanın bir problemi olmaz.Çocuklar da ürün olmaktan çıkar hak ettikleri bir hayat yaşarlar. Neden bu  kadar konuya acımasızca girdim ?Değişmeyen bir insanlık yüzünden ve bu insanlığın beni boğduğu kederden olabilir.Tek beni değil belki de benim gibi olan tüm insanları. Fakat bunun süregelen bir şey olmaması için  mücadele verilmesinden yanayım. Sorgulamayan ,düşünmeyen insanların bu kadar acı verici derecede çoğalmas...

Çiçek olmak istemiyor Kadınlar

Resim
60'larda doğumayı çok isterdim.Kitlesel protestolarda daha çok hak için mücadele etmeyi,özel alan mahremiyetinde yaşamayı, tek bir ekranın olduğu yerde ,radyomda sevdiğim şarkının çalmasını beklemeyi emin olun çok isterdim.Şöyle baktımda, yazı yazarkern bile çalma listem 60-70-80 arasında gidip geliyor.Tabi bu modern dünyayı kaçırdığım anlamına gelmiyor ya da geçmişe hapis olduğum anlamına.Modern dünya demişken ,hakikaten ya ülkemizde ki cahiliye dönemi olan havanın kokusunu alıyor mısınız?  Karanlık batılıların dediği gibi sanki doğudan geldi üzerimize. Tabi batılıların bu söylemi için onlarla tartışmak daha mantıklı doğuyu karanlığı mahkum edip,sonra bunun hiç sıçramıyacağını düşünmek de ahmaklık olur.Çocukken öğretirler ya ülkemiz doğu ve batı arasında büyük bir köprü vazifesi görüyor diye,aslında bu tamamen öğretmenlerimizin kibarlıklarından kaynaklanıyor. Gerçek su efendim ülkemiz doğu ve batı arasında tost oluyor.Bu tostun sonucunda maalesef ki Cumhuriyet döneminin en karanlı...